PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yenidoğan Ölümleri Nasıl Azaltılır?


att_ekrem
06/Aug/2008, 01:22
Yenidoğan bakımı halk sağlığı açısından ülkelerin en çok yatırım yapması gereken sağlık sorununu oluşturuyor.
Ülkelerin gelişmişlik kriterleri arasında yenidoğan ve bebek ölüm hızı en önemli kıstaslar olarak kabul ediliyor.
Dünya sıralamasında en iyi ülkelerde yenidoğan bebek ölüm hızı oranı yüzde 0,2-3 iken ülkemizde bu oran hala yüzde 0.20’ nin üzerinde seyrediyor.
Yenidoğan bakımının ülkenin her yöresinde sağlanamaması ve yüksek doğum hızı bu oranın düşürülmesini zorlaştırıyor.

Yenidoğan bakımı üç farklı seviyede sıralanıyor. Birince derece bakım tüm yenidoğanların yaklaşık yüzde 80’i için gerekiyor. Bu grup sağlıklı bebeklerden oluşuyor ve yaşamın ilk günlerinde hemşire ve doktorlar tarafından annenin bebek bakımı ve beslenmesi için eğitimini gerektiriyor.

Üçüncü derecede bakım ise yoğun bakım ünitelerini içeriyor. Her bin yeni doğan bebek için bir yoğun bakım yatağı gerekiyor.

Tüm ülkede bakım sağlamak için gereken 1200 yoğun bakım yatağının ülkenin her yerine gereken sayılarda kurulmasıyla yeterli bir yoğun bakım desteği sağlanabilir ki bu dağılım ve sayıya henüz ulaşılamadı. Yoğun bakım yatağının foksiyonel çalışması için gereken iki yoğun bakım yatağına bir yoğun bakım hemşiresi sağlanmasında bu ünitelerin çalıştırılması için vazgeçilmez bir şarttır.

Doğum sonrası hızlı yardım gerektiren bebekler tüm yeni doğanların yaklaşık yüzde 20' sini oluşturur. Bu grup bebekler doğum anında ve ilk bir saat içinde yapılan fiziki muayene ile saptanmalı ve yenidoğan ünitelerine sevk edilmelidir. Doğum öncesi izlem ve tanı yöntemleriyle özellikle anomalili bebeklerin saptanması ve bu gebeliklerin uygun merkezlere doğurtulmasıyla sakatlık ve ölüm belirgin olarak düşürülebilir.

Yazan: Prof. Dr.Barbaros ILIKKAN
Cerrahpaşa Tıp Çocuk Sağlığı Yeni Doğan Bilim Dalı
saglıgınsesi.com

ATT_GAMZE
06/Aug/2008, 01:33
emegine saglık ekrem cok güsel paylasımdı........

everekli38
06/Aug/2008, 08:58
Ekrem Teşekkür ederim emeğine sağlık..

Ceyhan M.
06/Aug/2008, 12:56
Ülkemizde sadece doğum üzerine hizmet veren hastanelerin durumu iyileştirilmeden ölüm hızı düşürülmesi söz konusu bile olamaz.Ne şartlar altında doğum yapıldığı ve medikal yeterlilik üzerine kafa yorulsa daha yararlı olur.

att_ekrem
06/Aug/2008, 13:38
aslında doğum yapılan hastanelerde çocuk uzmanı ve yenidoğan ünitesi olması gerekir. doğum yaptırılan hastanelerin çoğunda çocuk uzmanı ve yenidoğan ünitesi bulunmamaktadır. bu hastanelerde doğum yapılmaması gerekir, en azından çocuk uzmanı olmayan yerlerde doğum yapılmaması gerekir diye düşünüyorum. benden size bir tavsiye yakınlarınıza ve tanıdıklarınızı lütfen çocuk uzmanı ve yenidoğan ünitesi olan yerlerde doğum için tavsiye ediniz...

att_ekrem
06/Aug/2008, 13:56
Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı ve Gevher Nesibe Hastanesi Yenidoğan Ünitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Adnan Öztürk, bebek ölümlerinin önlenmesi için bir-iki odaya konulan 3-5 kuvöz ve kullanılmayan ya da nasıl kullanılacağı bilinmeyen birkaç solunum cihazı ile göstermelik olarak kurulan yenidoğan yoğun bakım servisi uygulamalarına son verilmesi gerektiğini belirtti.



Öztürk, yaptığı açıklamada, Türkiye'de yılda yaklaşık 1.3 ile 1.5 milyon bebek doğduğunu söyledi.

Son yıllarda kısırlık tedavileri ve tüp bebek uygulamaları ile düşük doğum ağırlıklı ve prematüre bebeklerin oranının da giderek arttığını ifade eden Öztürk, şunları anlattı:

''Ülkemizde düşük doğum ağırlıklı ve prematüre bebeklere bakılabilecek çok az servis, hastane, hemşire ve doktor olmasına rağmen, tüp bebek uygulama merkezleri hızla artmış, bu uygulama sonucu doğacak prematüre bebeklere bakacak yer sıkıntısı hat safhaya varmıştır. Gelişmiş ülkelerde ve gerçekte 1-3 preterm bebeğe bir hemşire bakabilecekken, 10-15 bazen 20 bebeğe bir hemşire bakmak zorunda bırakılmıştır. Bu bebeklere bakacak yenidoğan uzmanı sayısı da ülkemizde çok yetersizdir. Yenidoğan yoğun bakımı sayısı da buna eklenince olay daha da vahim hale gelmekte, gerek üniversite gerekse hastane yöneticilerinin konuya karşı duyarsız ve bilgisiz olmaları da eklenince beklenen sonuç ortaya çıkmaktadır. Bu da daha yüksek yenidoğan bebek ölümü demektir.''

Her yıl yüzlerce, binlerce bebeğin de sakat ve bakıma muhtaç kaldığını ifade eden Öztürk, bunun devletin yükünü daha da arttırdığına dikkat çekti.

-''YENİDOĞAN HEMŞİRESİ YETERSİZ''-

Türkiye'de yenidoğan hizmeti verebilecek hemşire sayısının yetersiz olduğunu dile getiren Öztürk, şu bilgileri verdi:

''Hemşire sayısı acilen arttırılmalıdır. Gerçek yenidoğan hemşirelerinin iş yoğunluğuna göre ücretleri de yeniden düzenlenmelidir. Tüp bebek merkezi bulunan resmi ve özel hastaneler yenidoğan yoğun bakım servislerini gerçek anlamda kurmalıdırlar. Bebek ölümlerinin önlenmesi için bir-iki odaya konulan 3-5 küvöz ve kullanılmayan ya da nasıl kullanılacağı bilinmeyen birkaç solunum cihazı ile göstermelik olarak kurulan yenidoğan yoğun bakım servisi uygulamalarına son verilmelidir. Gerçek anlamda yenidoğan yoğun bakım ünitesi bulunmayan şehirlere, hastanelere tüp bebek izni verilmemelidir. Verilenlerde acilen iptal edilmelidir. Bu uygulama devam ederse bebek ölümleri de devam edecektir.''

Özellikle özel hastanelerin ''sözde yenidoğan ünitelerinin'' uzman kişilerce denetlenmesi ve kağıt üzerinde yenidoğan ünitesi bulunan hastanelere gereken işlemlerin yapılması gerektiğini vurgulayan Öztürk, üniversitelerde bulunan yenidoğan merkezlerinin Sağlık Bakanlığının da desteği ile güçlendirilmesi ve yenidoğan bakımından haberi olmayan idarecilerin eline bırakılmaması gerektiğini anlattı.

-''YENİDOĞAN CİHAZLARI ÇÜRÜYECEK''-

Üniversitelerdeki yenidoğan uzmanlarının bölgelerindeki yenidoğan servislerinin de sorumlusu olmasını öneren Prof. Dr. Adnan Öztürk, ''Bu yolla en azından acil bir yaklaşım getirilmiş olacaktır. Yoksa devletin trilyonları ile alınan yenidoğan cihazları, doğum evleri ve devlet hastanelerinde kullanılamadan çürüyecektir'' dedi.

Üniversitelerde eğitim yapacak olan yenidoğan yan dal asistanı sayısının hızla arttırılması, bu merkezlerin ekip ve elemanlarının mutlaka yeterli hale getirilmesi gerektiğini kaydeden Öztürk, şu bilgileri verdi:

''Yenidoğan bebek ölümlerinin azaltılması için ülkemizde kadın doğum hekimlerinin de üzerine düşen görevleri yapmaları yönünde çalışmalar hızlandırılmalıdır. Bakanlık bu konuda tüm doğumları ve doğum yapılan hastane ve klinikleri denetlemeli, çocuk hekiminin ve yenidoğan canlandırma sertifikası olan ebe ve hemşiresi bulunmayan yerlerde doğumun önüne geçilmesi çalışmalarına daha da yoğunluk verilmelidir. Ayrıca çoğul gebelik ve prematüreliğin önlenmesi, tüp bebek uygulamalarının da sıkı kontrolü gerekmektedir. Bunların üzerinde acilen durulmadığı taktirde ülkemizde daha çok bebek ölümü ile karşılaşacağımız kaçınılmazdır.''
Zaman

att_ekrem
22/Aug/2008, 00:53
Dr. Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesinde art arda yaşanan bebek ölümlerinin, büyük oranda erken doğum ve bunun getirdiği komplikasyonlar sonucu meydana geldiği bildirildi. Dernekler, ölümlerin önüne geçmek için çoğul gebeliklerin oluşmasında önemli faktör olan yardımcı üreme teknikleri uygulamalarında transfer edilen embriyo sayısına hem devlet hem de özel kurumlarda olmak üzere kesin kısıtlama getirilmesini önerdi.


Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği Genel Sekreteri Prof. Dr. İsmail Mete İtil, Türkiye Maternal Fetal Tıp ve Perinatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Acar Koç, Türk Neonatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Murat Yurdakök ve Türk Perinatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Turgay Şener, düzenledikleri basın toplantısında, son günlerde yaşanan bebek ölümleriyle ilgili görüş ve önerilerini paylaştılar.

Toplantıda, “Türkiye’nin en yoğun hizmet veren hastanelerinden biri olan Dr. Zekai Tahir Burak Hastanesi’nde kaybedilen bebeklerin çok büyük bir kısmı erken doğum ve bunun getirdiği ağır ve yaşamı tehdit eden komplikasyonlar sonucunda yitirilmişlerdir. Bu durum erken doğumun toplumsal olarak ne denli ağır yaralar ve kayıplara yol açtığının göstergesidir” denildi.

Enfeksiyon erken doğum nedeni
Erken doğum görülme sıklığının yaklaşık olarak yüzde 10 civarında olduğu düşünüldüğünde, Türkiye’de her yıl yaklaşık 100 bin civarında erken doğum vakasıyla karşılaşıldığı belirtildi. Toplantıda, enfeksiyonun erken doğumun oluşmasına yol açan faktörlerden biri olduğuna dikkat çekilirken, erken doğumu önleyebilecek ruhsatlı ve bilimsel olarak etkisi kanıtlanmış ilaçların tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de mevcut olduğu, devlet tarafından geri ödemelerinin yapılması ile de bu ilaçların hekimler tarafından kullanılabileceği, bu ilaçların kullanımıyla, mümkün olan zaman içinde erken doğumun süresinin uzatılabileceğinin altı çizildi.

Küvöz maliyeti yüksek
Toplantıda erken doğumun maddi zorluklarına da değinilirken, şunlar kaydedildi:
“Ülkemizde resmi kurumlardaki küvöz sayısı yaklaşık 1850 olarak alındığında, erken doğum eyleminin canlı doğumla sonuçlanması durumunda prematüre bebeklerin küvöz ihtiyacı karşılanamayacak ve dolayısıyla bebek ölümlerinin sayısı artacaktır. 2003 verilerine göre, bebek ölüm hızının binde 29, perinatal ölüm hızının binde 24 olması, erken doğum sonucunda dünyaya gelen prematüre bebeklerin yaşamsal kalitesi hakkında ciddi kaygılar ortaya çıkarmaktadır. Bunun yanında, bir günlük küvöz ve prematüre/yenidoğan devamlı bakım maliyeti resmi kurumlarda 27,00 YTL - 44,50 YTL olup, bir bebek için ortalama 1 haftalık küvöz+yoğun bakımın kamuya maliyeti kabaca yıllık 80 milyon YTL olacaktır (ventilasyon ve personel maliyeti hariç). Resmi kurumlardaki küvöz sayısının yetersizliği nedeniyle özel hastanelere gitmek durumunda kalan çoğu hastanın 1 günlük küvöz maliyeti olan asgari 1,200 YTL’yi ödemek durumunda olacağı göz önünde bulundurulursa, dar ve orta gelirli nüfusun bu hizmetten faydalanması mümkün olmayacaktır.”

Embriyo Freezing yöntemi uygulanmalı
Dernekler son olarak erken doğum ve buna bağlı ölümleri engellemek için gerekli önlemlere dikkat çektiler:

- Çoğul gebeliklerin oluşmasında önemli faktör olan yardımcı üreme teknikleri uygulamalarında transfer edilen embriyo sayısına hem devlet hem de özel kurumlarda olmak üzere kesin kısıtlama getirilmesi,

- Devlet tarafından ödenen yardımcı üreme tekniği ilaç ve uygulamalarının pahalı olması nedeniyle konulmuş olan (halen 3 uygulama, Kasım 2008’den itibaren 2 uygulama) kısıtlama yerine “Embriyo Freezing” olarak adlandırılan dondurma yöntemlerini zorunlu hale getirilerek ve sonraki uygulamalarda da devlet güvencesi getirilerek merkezlerin transfer ettiği embriyo sayılarında azaltmaya gitmelerini sağlamak,

- Yenidoğan hizmetlerini yürüten merkezlerin donanım, hekim ve personel ihtiyacının ülke şartlarına göre yeniden değerlendirilmesi,

- Doğum öncesi anne ve doğum sonrası bebek bakımına yönelik olarak verilen sağlık hizmetlerinin organizasyonunun sağlanması ve hasta bebek nakil sisteminin kurulması,

- Yenidoğan bebek uzmanı yetiştirilmesi için Sağlık Bakanlığı, YÖK ve üniversiteler arası işbirliğinin sağlanması,

- Erken doğum konusunda toplumsal bilgilendirme ve eğitim olanaklarının yaratılması,

- Erken doğumu önleyebilecek ilaçların endikasyon, ruhsat ve devlet tarafından geri ödemelerinin yapılması amacıyla yeniden gözden geçirilmesi,

- Sağlık Bakanlığının bu gibi konularda sağlık politikası oluştururken, konuyla ilgili bilimsel dernek ve kurumlarla fikir alış verişinde bulunması.
Medimagazin

att.cennet
22/Aug/2008, 11:25
düzelecek umuduyla...emeğine sağlık....

att_ekrem
26/Aug/2008, 22:32
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Recep Akdur, Türkiye’de bebek ölümlerinin yüksek olmasının nedeninin koruyucu hizmetlerin ihmal edilmesinden kaynaklandığını söyleyerek "Birçok kadın gebelikleri süresince ve doğumları sırasında sağlık hizmetlerine ulaşamıyor.

Doğumların yüzde 17’sinde herhangi bir sağlık personeli bulunmuyor. Yani her yıl iki yüz bini aşkın doğum sağlık ve güvenlik koşullarından yoksun ortamlarda yapılıyor" dedi.

Prof. Dr. Recep Akdur, Türkiye’de bebek ölümlerinin yüksek olmasının nedeninin anne adaylarının gebelikleri süresince aldığı koruyucu hizmetlerle yakından ilgili olduğunu belirtti. Birçok kadının gebelikleri süresince ve doğumları sırasında sağlık hizmetlerine ulaşamadığını iafde eden Prof. Dr. Akdur, "Türkiye’deki doğumların yüzde 17’sinde herhangi bir sağlık personeli bulunmuyor. Yani her yıl iki yüz bini aşkın doğum sağlık ve güvenlik koşullarından yoksun ortamlarda yapılıyor" dedi.

İstenmeyen gebelikler

Türkiye’de doğumların yüzde 20.1’inin istenmeyen, yani önlenemeyen bir gebeliğe bağlı olduğunu ifade eden Prof. Dr. Akdur, "İstemeden gebe kalan kadınlar kendisi ve karnındaki bebeğin sağlığı için gerekli olan birçok konuya dikkat etmiyor, özen göstermiyor" dedi. Hatta anne adaylarının kendi sağlıklarına zarar verici davranışlarda bulunduklarını da bildiren Prof. Dr. Akdur, "Çocuğu düşürmeye çalışıyorlar. Bu bebeklerden düşmeyip de doğabilenler, sağlıksız ve ölmeye aday bebekler şeklinde doğuyorlar. Dolayısı ile de doğduktan sonra önemlice bir kısmı kaybediliyor" diye konuştu.

Hekimden mahrum anneler

Türkiye’de gebe kadınların yaklaşık dörtte birinin gebeliği süresince herhangi bir hekim muayenesi görmediğine işaret eden Prof. Dr. Akdur, "Oysaki sağlıklı bir anne ve bebek için anne adayların gebelikleri süresince en az ayda bir hekim kontrolünden geçirilmesi gerekiyor" dedi. Prof. Dr. Akdur şunları söyledi:

"Binlerce kadın gebeliği süresince temel sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor. Türkiye’de gebe kadıların yalnızca yüzde 75.4’ü gebeliği süresince bir hekimin yardımından yararlanıyor. Buna karşılık gebe kadıların yüzde 18.6’sı gebeliği süresince herhangi bir sağlık personelinden hizmet almıyor. Sağlık personelinden hizmet alanların da yüzde 46.1’i üç kez veya daha az hizmet alıyor."


Hürriyet Ankara

att_ekrem
03/Sep/2008, 04:27
Erken doğumdan ne zaman söz edilir ve önemi nedir?

Normal gebelik süreci 37-42 hafta arasındadır. Doğumun ister ağrıların başlaması veya suyun gelmesi isterse de başka bir nedenle 37. gebelik haftasından önce gerçekleşmesi erken doğum olarak adlandırılır.

Toplumdaki sıklığı %10-12 arasındadır, ancak erken doğum için yüksek risk oluşturan hasta gruplarında bu oran çok daha yükselmektedir.

Anne karnındaki bebek ve yenidoğan (ilk 28 gün) dönemindeki tüm ölümlerin %80'i erken doğumlardan kaynaklanmaktadır. Yaşayan bebeklerin yakın dönemde karşı karşıya olduğu risklerden en önemlileri arasında yenidoğanın solunum problemleri, beyin içi kanamalar, yenidoğan retinopatisi (körlük), zeka ve motor fonksiyon bozuklukları ve barsak problemleri sayılabilir.

Çok düşük ağırlıklı (750 g) altındaki bebeklerin yaşama şansları günümüz modern tıp imkanlarıyla sağlanabilse de bu grup bebeklerin bir kısmında ileride düşük okul başarısı, görsel motor fonksiyon bozuklukları ve çeşitli sosyal uyum bozukluklarının ortaya çıkabildiği bilinmelidir.

Rahim içi ve dışı enfeksiyonlar, çoğul gebelikler, amniyon mayiinin fazla olması, rahmin yapısal anormallikleri, rahim iç tabakası içinde kanamalar, genetik faktörler, doğumu başlatan fizyolojik mekanizmaların erkenden tetiklenmesi erken doğumun başlıca nedenleri arasında sayılabilir.

Anne yaşının 17'nin altında veya 35 'in üzerinde olması, önceki doğumun erken doğum ile sonlanması, vajinal kanama, stres, düşük sosyo-ekonomik durum, sigara ve diğer kötü alışkanlıklar, anne adayının aşırı zayıflığı, çalışma şartlarının ağırlığı ve gebeliğe eşlik eden iyi kontrol edilmemiş sistemik hastalıklar (diyabet, kalp, böbrek ve tiroid hastalıkları vb.) erken doğum açısından risk faktörlerini oluştururlar.
milliyet