att_ekrem
03/Aug/2008, 15:05
İstanbul Emniyet Amiri Başkomiser Zafer Ercan,hekimlerin katıldığı bir toplantıda yaptığı konuşmada; zararlı madde kullanıcılarının ortak özelliklerinin başında, boş vakitlerini dolduramamanın geldiğini söyledi ve ergenlerin bu maddelere nasıl yöneltildiğini örnekleriyle açıkladı:
ARKADAŞ
Bu madde bir gün karşınıza çıkacak ise; maddeyi size tanıtacak kişi
“TANIDIĞINIZ BİLDİĞİNİZ BİR SİMA OLACAK”, Yani tehlike, size bildiğiniz birisinden gelecek. Bugüne kadar şu soruyu sorduğumuz bağımlılar ;
"Seni maddeyle buluşturan-tanıştıran kim?" sorusuna ;
“Mahalle arkadaşım”, “okul arkadaşım” ve benzeri tanımlamaları söylemişlerdir. Bugüne kadar hiç kimse, bu soruya; "hiç tanımadığım, yüzünü görmediğim bir insan bu maddeyle tanışmamı sağladı” cevabını vermemiştir.
Verseler de, bu cevaplara, çok az rastlanmaktadır.Yani, başındaki deyimler ne olursa olsun değişmeyen “ARKADAŞ” kelimesidir. Arkadaş seçmek her insanın en doğal ve en güzel hakkıdır ama onu iyi seçmek de bir zorunluluktur.
Bu noktada, madde kullanıcılarının madde bulmak için sokaklarda ya da başka ortamlarda hiç tanımadıkları insanlardan madde alma girişimlerini karıştırmamak lazım. Çünkü bağımlı hale gelen insanın bu hayatın içerisinde olduğu yani bu alemi tanıdığı için kendi gibi insanları gözlemleyerek madde alma girişiminde bulunması doğal bir davranıştır.
Arkadaş faktöründen bahsederken vurgu yaptığımız konu “ilk teklif” anlarında teklifin kimden geleceğinin açıklanmasıdır.
ÖZDEŞLİK
Bu madde “tanıdığınız bildiğiniz sima” tarafından karşınıza çıktığı zaman, karşınıza çıkaran kişi, bunu teklif ederken; “BEN DE KULLANIYORUM” tanımlamasını yapmak zorundadır. Zira aksi olan söylem, yani; “BEN KULLANMIYORUM, AMA SEN KULLAN” ın olması mümkün değildir.
Çünkü böyle bir yaklaşımla, teklif eden kişi maddenin karşı tarafa geçmesini sağlayamaz. Yani maddenin kullanma kılavuzu, maddeyi getiren kişinin kendisidir ve bu getiren kişi, denemiş “kullanmış” ya da “bir madde bağımlısıdır”. Bu özelliklerini yansıtacağı için bu kişileri çevremizde tanımamız mümkündür.
REKLAM
Yeryüzünde her hangi bir maddenin pazarlanabilmesi, o maddenin yapılan reklamı ile doğru orantılıdır. Bir arabayı pazarlamak için yapılan reklam da arabanın var olan özellikleri anlatılarak, müşteri tarafından alınması sağlanır. Ama bizim konumuz olan maddelerin gerçekte olmayan, vücuda girmesiyle birlikte meydana gelen, “SANALLIĞIN” reklamı yapılır.
Ve bu reklam yapılırken asla, bu maddelerin “AMA” sı anlatılmaz. İşte bu sebeple bu SANALCI REKLAMCILARIN önüne geçerek bu maddelerin “AMA” sını anlamak gerekir. Bu maddelerin gerçekliği; yaşattıklarının GERÇEK OLMADIĞININ, maddenin etkisi geçtikten sonra da, gerçek dünyaya dönüldüğü ama o sanal alemde muhakkak maddi-manevi bir şeylerin kaldığı unutulmamalıdır.
“Felekten gece çalmak” gibi bir deyiş vardır hayatımızda, ama gerçekte çalınan her zaman insanların önemli gerçekleridir. Gerçeklerden kaçmak için yapılan bu davranışlar sorunları sadece anlık unutma, bir anlamda yalandan ertelemedir. Ama her ayılmada gerçekler karşılar bizi, hem de “kafa güzel” durumları yaşanırken büyütülen, yeni sorunlarla birlikte…
İnsanın en güzel hali doğal halidir !
ZAAF
Bu maddeler karşımıza çıkarıldığı zaman en önemli korunma unsuru: karşı tarafın madde teklifi yapmadan önce, tespit ettiği bir zaafımızı kullanacak olmalarını bilmemizdir. Zaaf herkes de vardır ve kişilere göre değişiklikler gösterir. Örneğin: zayıflamak arzusunda olan genç bir hanımefendiye; “al bu hapları iç, kullandığında zayıflayacaksın” demek böyle bir sorunu olan için ciddi bir zaaftır. Ama her insan zaaflarının farkına vararak bunların suistimal edilmesini engelleyebilir. Bu örnekleri sonsuz çoğaltmanın yanında, olumlu tarafı da şudur ki; herkes kendi zaaflarını bilme şansına sahiptir, onunla oynatmak ya da oynatmamak kişinin kendi elindedir.
SON TUZAK
Bu maddeler ilk teklif edildiği anlarda hiçbir zaman karşı taraftan bunun parası istenmez. Yani, genelde ilk kez verilirken“BEDAVA” verilir. Çünkü hayatında ihtiyaç hissettiği her hangi bir şeye kişinin bedel ödemesi, hayatın içerisinde var olan bir durumdur ve normaldir. Ama karşısına bir gün pat diye bir madde teklifi geldiğinde ve akabinde hemen para istendiğinde çekince oluşacağı bilindiği için bu çekinceyi ortadan kaldırmanın bir yöntemi vardır, bu da “BEDAVA” verilmesidir.
Devamında, kişi maddeyi tanır, kendi ayağıyla gelmeye başladığında da bu işin gerçek yüzü gösterilir ve asıl tuzak devreye girer. Artık maddeye “PARA” karşılığı sahip olmaya başlar. Maddeye para verilme safhasına gelindiğinde, satın alınan yer bilindiği için kullanım sıklığı artar ve bağımlılık hızlı bir ivme kazanır.
Ergenlerin Maddelerden Korunması İçin Üç Altın Prensip
İLAÇ KULLANMA(MA) PRENSİBİ
Konumuz olan bağımlılık yapan maddelerden korunmak için hayatımıza yerleştireceğimiz prensiplerin en başında, “İLAÇ KULLANMA PRENSİBİ” geliyor. Bu prensibi hem sağlığımız hem de maddelerden korunma adına yapmak zorundayız. Bu basit prensibe uyan insan, ilaç şeklindeki madde tekliflerini rahat bir şekilde reddeder.
Soru: İlacı kim verir?
Cevap: Doktor.
Bunun dışındaki tüm teklifler, en yakınımız dediğimiz insanlar bile olsa sakıncalı olduğu için kabul edilmemelidir. Çünkü yasa dışı yakalanan maddeler arasında tablet şeklinde olanlar vardır. Bu tabletler; görüntü, şekil, renk, ebat ve en önemlisi de kullanım olarak, doktorların verdiği tabletler ile farklılık göstermezler. Bu benzerlikler sebebi ile insanlar tarafından, hızlı kabul görmeleri söz konusudur.
Kabul görmeyle birlikte, bir diğer tehlike kullanılan tabletlerin içindeki, kimyasal yapının, kullanımından sonra insanı etkilemesiyle birlikte oluşan “sahte iyi oluş” halidir. Arkadaşlarıyla birlikteyken başım ağrıyor diyen bir insan, uzatılan tableti, ağrısı için kullandığında, başının ağrısına iyi geldiğini düşünecektir.
Dolayısıyla maddenin ikinci, üçüncü kez hayatına girmesine engel olacak bir durum ortadan kalkmış olacaktır. Çünkü başının ağrısına iyi gelmiştir. Ama sürekli kullanım başladığında bağımlılık gerçeği onu içine alacaktır. Bundan korunmanın en iyi yolu “doktor haricindeki ilaç teklifini kabul etmemektir.”
SİGARA KULLANMA(MA) PRENSİPİ
Sigaranın başlı başına ne kadar zararlı olduğunu zaten tüm toplum biliyor. Sigaranın diğer bağımlılık yapan maddelerle alakası;maddelerin genel olarak ilk kullanılma yönteminin “TÜTÜN İÇİNE KARIŞTIRILARAK” insanımıza sunulmasıdır.Sigara içen ile içmeyenin karşılaşacağı tehlike aynı değildir.Sigara içe tütünü tanıdığı için,içerisine madde karıştırılmış bir sigarayı alıp içme ihtimali vardır ama sigara içmeyen için böyle bir ihtimal yoktur.
Kişinin cevabı,daha maddenin teklif cümlesi bitmeden,hatta gülerek,sigara içmiyorum ki,bu teklifini nasıl kabul edeyim? Deme ihtimali yüksektir. Sigaranın kendisi bağımlılık yapan bir madde olmakla birlikte,diğer maddelere geçiş olma tehlikesini özünde her zaman barındırmaktadır.
Tabii ki hiç sigara içmeyen birisi de böyle bir teklifi kabul etme riskine sahiptir ama, sigara kullanıcısı ile hiç sigara kullanmayan insan arasında mevcut risk,doğal olarak farklıdır.
Ayrıca,sigara kullananların da bilmediği,emin olmadığı sigaraları içmemesi kendilerini sigara içerisinde gelebilecek maddelerden korumak için yapmaları gereken bir davranış olmalıdır.Çünkü görüntü olarak ,sigara paketi içerisinden çıkarılan bir adet sigaradan farklı olmayabilir ama bunun yanında “bilmeden içtim”,pek mümkün değildir,ateşle buluştuğunda çıkaracağı kokunun en azından sigara kokusu olmadığı içen tarafından bilinir.
ALKOL KULLANMA(MA) PRENSİBİ
Birçok nezarethane öyküsü der ki;”Belki şu anda esrar yüzünden buradayım, ecstasy yüzünden buradayım ama asıl burada olmamın sebebini anlamak için geriye dönüp baktığımda, bu maddelerle ilk karşılaştığım anların alkolle ilişkisi olduğunu görebiliyorum”.
Yani gençler arasında çok sık duyduğumuz bu olayın daha net ifadesi şudur; genelde gençlerimizin hayatlarına ilk giren madde yasal olması sebebiyle “bira”olmaktadır.
Doğum günü partisiydi ,sokak köşesiydi ,park başıydı diye başlayan bira kullanımı söz konusu olduğu ortamlarda bira içerisinde insanı etkileyen alkolün varlığı sebebiyle sarhoşluk boyutuna geçmiş gençlerin “hayır” dirençlerinin düştüğü anlarda yeni maddelerin ortaya çıktığı defalarca kez ispatlanmıştır.”Sarhoşken verilmeseydi belki de bu maddelere bağımlı olmayacaktım” dememek için alkol almamaya ya da alındığında yanınızda güveneceğiniz insanların var olmasına lütfen dikkat edin.
BAĞIMLI OLAN KİŞİ
-Maddeyi alabilmek için ,önce mevcut parasını bitirir.
-Parasını bitiren kişi yakınlarını kandırmaya başlar.Yani yakınındaki insanları soyar.
-Günü kurtarma adına hırsızlık,kapkaç,gasp hatta cinayet işleyebilir,buradan elde ettiği parayı maddeye yatırır.
-Fuhuş(kadın erkek ayrımı yoktur)yaparak bu işten kazanılan parayı maddeye harcar.Ayrıca bir diğer yönü de;insanlar sistemli olarak bağımlı yapılarak ,madde karşılığında zorla fuhuşa zorlanabilmektedir.
-Ve en önemlisi; Narkotik atasözü: “HER İÇİCİ POTANSİYEL BİR SATICI ADAYIDIR!” Bu ne demek ? Her içici para bulma uğruna etrafında ki bir insanı maddeyle tanıştırır.Maddeyle yeni taşınan bu insanın başka bir yerden satın alma imkanı yoktur.Yani,yeni bir kaynağı oluşturulmuş olur. Bu gerçek “arkadaş” seçmenin önemini ortaya net olarak çıkarmaktadır.
kaynak: saglıgınsesi.com
ARKADAŞ
Bu madde bir gün karşınıza çıkacak ise; maddeyi size tanıtacak kişi
“TANIDIĞINIZ BİLDİĞİNİZ BİR SİMA OLACAK”, Yani tehlike, size bildiğiniz birisinden gelecek. Bugüne kadar şu soruyu sorduğumuz bağımlılar ;
"Seni maddeyle buluşturan-tanıştıran kim?" sorusuna ;
“Mahalle arkadaşım”, “okul arkadaşım” ve benzeri tanımlamaları söylemişlerdir. Bugüne kadar hiç kimse, bu soruya; "hiç tanımadığım, yüzünü görmediğim bir insan bu maddeyle tanışmamı sağladı” cevabını vermemiştir.
Verseler de, bu cevaplara, çok az rastlanmaktadır.Yani, başındaki deyimler ne olursa olsun değişmeyen “ARKADAŞ” kelimesidir. Arkadaş seçmek her insanın en doğal ve en güzel hakkıdır ama onu iyi seçmek de bir zorunluluktur.
Bu noktada, madde kullanıcılarının madde bulmak için sokaklarda ya da başka ortamlarda hiç tanımadıkları insanlardan madde alma girişimlerini karıştırmamak lazım. Çünkü bağımlı hale gelen insanın bu hayatın içerisinde olduğu yani bu alemi tanıdığı için kendi gibi insanları gözlemleyerek madde alma girişiminde bulunması doğal bir davranıştır.
Arkadaş faktöründen bahsederken vurgu yaptığımız konu “ilk teklif” anlarında teklifin kimden geleceğinin açıklanmasıdır.
ÖZDEŞLİK
Bu madde “tanıdığınız bildiğiniz sima” tarafından karşınıza çıktığı zaman, karşınıza çıkaran kişi, bunu teklif ederken; “BEN DE KULLANIYORUM” tanımlamasını yapmak zorundadır. Zira aksi olan söylem, yani; “BEN KULLANMIYORUM, AMA SEN KULLAN” ın olması mümkün değildir.
Çünkü böyle bir yaklaşımla, teklif eden kişi maddenin karşı tarafa geçmesini sağlayamaz. Yani maddenin kullanma kılavuzu, maddeyi getiren kişinin kendisidir ve bu getiren kişi, denemiş “kullanmış” ya da “bir madde bağımlısıdır”. Bu özelliklerini yansıtacağı için bu kişileri çevremizde tanımamız mümkündür.
REKLAM
Yeryüzünde her hangi bir maddenin pazarlanabilmesi, o maddenin yapılan reklamı ile doğru orantılıdır. Bir arabayı pazarlamak için yapılan reklam da arabanın var olan özellikleri anlatılarak, müşteri tarafından alınması sağlanır. Ama bizim konumuz olan maddelerin gerçekte olmayan, vücuda girmesiyle birlikte meydana gelen, “SANALLIĞIN” reklamı yapılır.
Ve bu reklam yapılırken asla, bu maddelerin “AMA” sı anlatılmaz. İşte bu sebeple bu SANALCI REKLAMCILARIN önüne geçerek bu maddelerin “AMA” sını anlamak gerekir. Bu maddelerin gerçekliği; yaşattıklarının GERÇEK OLMADIĞININ, maddenin etkisi geçtikten sonra da, gerçek dünyaya dönüldüğü ama o sanal alemde muhakkak maddi-manevi bir şeylerin kaldığı unutulmamalıdır.
“Felekten gece çalmak” gibi bir deyiş vardır hayatımızda, ama gerçekte çalınan her zaman insanların önemli gerçekleridir. Gerçeklerden kaçmak için yapılan bu davranışlar sorunları sadece anlık unutma, bir anlamda yalandan ertelemedir. Ama her ayılmada gerçekler karşılar bizi, hem de “kafa güzel” durumları yaşanırken büyütülen, yeni sorunlarla birlikte…
İnsanın en güzel hali doğal halidir !
ZAAF
Bu maddeler karşımıza çıkarıldığı zaman en önemli korunma unsuru: karşı tarafın madde teklifi yapmadan önce, tespit ettiği bir zaafımızı kullanacak olmalarını bilmemizdir. Zaaf herkes de vardır ve kişilere göre değişiklikler gösterir. Örneğin: zayıflamak arzusunda olan genç bir hanımefendiye; “al bu hapları iç, kullandığında zayıflayacaksın” demek böyle bir sorunu olan için ciddi bir zaaftır. Ama her insan zaaflarının farkına vararak bunların suistimal edilmesini engelleyebilir. Bu örnekleri sonsuz çoğaltmanın yanında, olumlu tarafı da şudur ki; herkes kendi zaaflarını bilme şansına sahiptir, onunla oynatmak ya da oynatmamak kişinin kendi elindedir.
SON TUZAK
Bu maddeler ilk teklif edildiği anlarda hiçbir zaman karşı taraftan bunun parası istenmez. Yani, genelde ilk kez verilirken“BEDAVA” verilir. Çünkü hayatında ihtiyaç hissettiği her hangi bir şeye kişinin bedel ödemesi, hayatın içerisinde var olan bir durumdur ve normaldir. Ama karşısına bir gün pat diye bir madde teklifi geldiğinde ve akabinde hemen para istendiğinde çekince oluşacağı bilindiği için bu çekinceyi ortadan kaldırmanın bir yöntemi vardır, bu da “BEDAVA” verilmesidir.
Devamında, kişi maddeyi tanır, kendi ayağıyla gelmeye başladığında da bu işin gerçek yüzü gösterilir ve asıl tuzak devreye girer. Artık maddeye “PARA” karşılığı sahip olmaya başlar. Maddeye para verilme safhasına gelindiğinde, satın alınan yer bilindiği için kullanım sıklığı artar ve bağımlılık hızlı bir ivme kazanır.
Ergenlerin Maddelerden Korunması İçin Üç Altın Prensip
İLAÇ KULLANMA(MA) PRENSİBİ
Konumuz olan bağımlılık yapan maddelerden korunmak için hayatımıza yerleştireceğimiz prensiplerin en başında, “İLAÇ KULLANMA PRENSİBİ” geliyor. Bu prensibi hem sağlığımız hem de maddelerden korunma adına yapmak zorundayız. Bu basit prensibe uyan insan, ilaç şeklindeki madde tekliflerini rahat bir şekilde reddeder.
Soru: İlacı kim verir?
Cevap: Doktor.
Bunun dışındaki tüm teklifler, en yakınımız dediğimiz insanlar bile olsa sakıncalı olduğu için kabul edilmemelidir. Çünkü yasa dışı yakalanan maddeler arasında tablet şeklinde olanlar vardır. Bu tabletler; görüntü, şekil, renk, ebat ve en önemlisi de kullanım olarak, doktorların verdiği tabletler ile farklılık göstermezler. Bu benzerlikler sebebi ile insanlar tarafından, hızlı kabul görmeleri söz konusudur.
Kabul görmeyle birlikte, bir diğer tehlike kullanılan tabletlerin içindeki, kimyasal yapının, kullanımından sonra insanı etkilemesiyle birlikte oluşan “sahte iyi oluş” halidir. Arkadaşlarıyla birlikteyken başım ağrıyor diyen bir insan, uzatılan tableti, ağrısı için kullandığında, başının ağrısına iyi geldiğini düşünecektir.
Dolayısıyla maddenin ikinci, üçüncü kez hayatına girmesine engel olacak bir durum ortadan kalkmış olacaktır. Çünkü başının ağrısına iyi gelmiştir. Ama sürekli kullanım başladığında bağımlılık gerçeği onu içine alacaktır. Bundan korunmanın en iyi yolu “doktor haricindeki ilaç teklifini kabul etmemektir.”
SİGARA KULLANMA(MA) PRENSİPİ
Sigaranın başlı başına ne kadar zararlı olduğunu zaten tüm toplum biliyor. Sigaranın diğer bağımlılık yapan maddelerle alakası;maddelerin genel olarak ilk kullanılma yönteminin “TÜTÜN İÇİNE KARIŞTIRILARAK” insanımıza sunulmasıdır.Sigara içen ile içmeyenin karşılaşacağı tehlike aynı değildir.Sigara içe tütünü tanıdığı için,içerisine madde karıştırılmış bir sigarayı alıp içme ihtimali vardır ama sigara içmeyen için böyle bir ihtimal yoktur.
Kişinin cevabı,daha maddenin teklif cümlesi bitmeden,hatta gülerek,sigara içmiyorum ki,bu teklifini nasıl kabul edeyim? Deme ihtimali yüksektir. Sigaranın kendisi bağımlılık yapan bir madde olmakla birlikte,diğer maddelere geçiş olma tehlikesini özünde her zaman barındırmaktadır.
Tabii ki hiç sigara içmeyen birisi de böyle bir teklifi kabul etme riskine sahiptir ama, sigara kullanıcısı ile hiç sigara kullanmayan insan arasında mevcut risk,doğal olarak farklıdır.
Ayrıca,sigara kullananların da bilmediği,emin olmadığı sigaraları içmemesi kendilerini sigara içerisinde gelebilecek maddelerden korumak için yapmaları gereken bir davranış olmalıdır.Çünkü görüntü olarak ,sigara paketi içerisinden çıkarılan bir adet sigaradan farklı olmayabilir ama bunun yanında “bilmeden içtim”,pek mümkün değildir,ateşle buluştuğunda çıkaracağı kokunun en azından sigara kokusu olmadığı içen tarafından bilinir.
ALKOL KULLANMA(MA) PRENSİBİ
Birçok nezarethane öyküsü der ki;”Belki şu anda esrar yüzünden buradayım, ecstasy yüzünden buradayım ama asıl burada olmamın sebebini anlamak için geriye dönüp baktığımda, bu maddelerle ilk karşılaştığım anların alkolle ilişkisi olduğunu görebiliyorum”.
Yani gençler arasında çok sık duyduğumuz bu olayın daha net ifadesi şudur; genelde gençlerimizin hayatlarına ilk giren madde yasal olması sebebiyle “bira”olmaktadır.
Doğum günü partisiydi ,sokak köşesiydi ,park başıydı diye başlayan bira kullanımı söz konusu olduğu ortamlarda bira içerisinde insanı etkileyen alkolün varlığı sebebiyle sarhoşluk boyutuna geçmiş gençlerin “hayır” dirençlerinin düştüğü anlarda yeni maddelerin ortaya çıktığı defalarca kez ispatlanmıştır.”Sarhoşken verilmeseydi belki de bu maddelere bağımlı olmayacaktım” dememek için alkol almamaya ya da alındığında yanınızda güveneceğiniz insanların var olmasına lütfen dikkat edin.
BAĞIMLI OLAN KİŞİ
-Maddeyi alabilmek için ,önce mevcut parasını bitirir.
-Parasını bitiren kişi yakınlarını kandırmaya başlar.Yani yakınındaki insanları soyar.
-Günü kurtarma adına hırsızlık,kapkaç,gasp hatta cinayet işleyebilir,buradan elde ettiği parayı maddeye yatırır.
-Fuhuş(kadın erkek ayrımı yoktur)yaparak bu işten kazanılan parayı maddeye harcar.Ayrıca bir diğer yönü de;insanlar sistemli olarak bağımlı yapılarak ,madde karşılığında zorla fuhuşa zorlanabilmektedir.
-Ve en önemlisi; Narkotik atasözü: “HER İÇİCİ POTANSİYEL BİR SATICI ADAYIDIR!” Bu ne demek ? Her içici para bulma uğruna etrafında ki bir insanı maddeyle tanıştırır.Maddeyle yeni taşınan bu insanın başka bir yerden satın alma imkanı yoktur.Yani,yeni bir kaynağı oluşturulmuş olur. Bu gerçek “arkadaş” seçmenin önemini ortaya net olarak çıkarmaktadır.
kaynak: saglıgınsesi.com